Kirkus Reviews, 'Tessa’s Landing'i Açlık Yıllarından Amerika’ya Uzanan Duygulu Bir Göç Hikâyesi Olarak Değerlendirdi
Kirkus Reviews, Büyük Kıtlık döneminde Achill Island’dan New York’a uzanan yeni tarihsel roman *Tessa’s Landing* için araştırmasının güçlü, duygusal tonunun ise beklenenden yumuşak olduğunu yazdı. Eleştiri, kitabı sıcak ve emek verilmiş bir göç anlatısı olarak öne çıkarırken, trajik malzemenin daha sert işlenebileceğini de belirtiyor.
Famine döneminden Manhattan’a
Kirkus Reviews, yeni tarihsel roman *Tessa’s Landing* hakkında yaptığı değerlendirmede, kitabın İrlanda’nın Büyük Kıtlık yıllarından Amerika’ya göç eden genç bir kadının hayatını duyarlı bir dille anlattığını yazdı. Eleştiriye göre roman, kayıp, ayrılık ve hayatta kalma temalarını merkezine alıyor; ancak bunu büyük bir yıkım hissinden çok daha yumuşak bir tonda yapıyor. Bu nedenle eser, acımasız tarihsel arka planına rağmen, sert bir trajediden ziyade içten bir göç hikâyesi olarak konumlanıyor.
Romanın başlangıcı 1846 yılının Eylül ayına uzanıyor. Achill Island’da yaşayan 16 yaşındaki Tessa O’Melia, ailesi açlıkla mücadele ederken, bir adamla evlenmek üzere Amerika’ya gönderiliyor. Babası, aslında bir kazayla sonuçlanan ölüm nedeniyle suçlanmış ve hapiste. Tessa yola çıkmadan önce annesinin erkekler ve sezgiler üzerine verdiği pratik öğüt, karakterin belirsizlikle dolu yeni hayatına girerken taşıdığı kırılganlığı daha baştan belirliyor.
Kirkus’un aktardığına göre Tessa’nın Amerika’ya yolculuğu, ateş ve hastalıkla boğuşan *Dorcas* adlı gemide geçiyor. Bu seyahat sırasında Tessa, hikâyesinde önemli yer tutan birkaç yolcuyla tanışıyor: açlıktan bitap düşmüş bir yetim olan Nuala, dua etmeye düşkün ama dili sivri Mavis ve Tessa’nın masum bir yakınlık geliştirdiği gemi çırağı Nifty. 42 gün süren deniz yolculuğunun ardından New York’a ulaşan Tessa, evlenmesi beklenen adamın rıhtımda ortada olmadığını öğreniyor.
Yeni dünyada tutunma çabası
Roman, bundan sonra Tessa’nın şehrin sert koşulları içinde yeniden bir yaşam kurmasını izliyor. Kirkus’a göre genç kadın, neredeyse sömürülmek üzereyken Donegal’lı, topallayan iyi yürekli bir demirci olan Daniel tarafından korunuyor. İkili evleniyor, bir oğulları oluyor ve zamanla kendi evlerini kuruyorlar. Tessa, kumaş artıklarından küçük oyuncaklar dikerek bunları pazarda satarak aile bütçesine katkı sağlıyor. Bu süreçte çevresi de genişliyor; çarpık ayağı olan Kitty ve binanın tavan arasında yaşayan, köleleştirilmiş bir kadından kaçmış Jeanette bu dünyaya dahil oluyor.
Eleştiride, romanın İrlanda’yla bağını koparmadığı da vurgulanıyor. Mektuplar, Tessa’nın babasının asılmaktan kurtulduğunu ve Amerika’ya gelmek üzere olabileceğini haber veriyor. Mavis’in daha sonra bir humma nedeniyle ölmesi ve Tessa’ya bıraktığı armağan ise karakterin hayatında yeni bir dönemeç yaratıyor. Kirkus’a göre bu ayrıntılar, romanı yalnızca tek bir göç hikâyesi olmaktan çıkarıp, kıtlık, sevk, kent yoksulluğu ve aile bütünlüğünün Atlantik’in iki yakasında nasıl birbirine bağlandığını gösteren daha geniş bir çerçeveye taşıyor.
Güçlü araştırma, yumuşatılmış etki
Kirkus Reviews, kitabın en güçlü yanlarından birinin tarihsel araştırması olduğunu belirtiyor. Eleştiri, yazarın Büyük Kıtlık, deniz yolculuğu ve Manhattan’daki Five Points çevresinin koşullarına ilişkin ayrıntıları metne görünür biçimde yedirdiğini söylüyor. Buna karşın aynı değerlendirme, romanın bu ağır malzemeyi her zaman yeterince sert bir dramatik etkiyle işlemediği görüşünde. Karakterler ölse ve başlarına kötü şeyler gelse de, inceleme metni bunların trajik ironisini ya da kara mizahını yeterince derinleştirmediğini savunuyor.
Kirkus’un kullandığı ifadeye göre anlatı “başarılı bir şekilde aktarılmış” ve “içten” bir nitelik taşıyor; ancak aynı zamanda zaman zaman fazla sıcak, hatta hafifçe şekerli bir atmosfer yaratıyor. Bu ton, bazı okurlar için romanı erişilebilir kılabilir. Öte yandan eleştirmen, böylesine sert bir tarihsel arka planda daha sarsıcı bir duygusal yoğunluk beklenebileceğini ima ediyor.
Romanın merkezindeki Tessa’nın Nifty’ye, İrlanda’ya ve babasına duyduğu sadakat de incelemede iki yönlü değerlendiriliyor. Kirkus, bu bağlılığın neredeyse kutsal bir ağırlık taşıdığını ve yer yer aynı noktaya dönen bir duygu düzeni yarattığını yazıyor. Ancak bu tekrarın, yalnızca kurgu tekniği değil, aynı zamanda göçmen bir genç kadının zihinsel alışkanlıkları olarak da okunabileceği belirtiliyor. Yani geçmişe tutunma hali, hem anlatının sınırı hem de karakterin inandırıcılığını besleyen bir unsur olarak görülüyor.
* Tessa’s Landing*, bu değerlendirmeye göre, Büyük Kıtlık sonrası İrlanda göçünü seven okurlar için duygusal ve karakter odaklı bir seçenek olabilir. Kirkus’un çizdiği tablo, kitabın daha çok sıcaklık, aile ve hayatta kalma üzerine kurulu olduğunu; ancak trajedinin tüm sertliğini arayanlar için daha hafif gelebileceğini gösteriyor. Sonuç olarak roman, vaat edilen zorunlu göç ve kayıp hikâyesini, karanlıktan çok dayanma gücüyle şekillenen bir ev kurma anlatısına dönüştürüyor.