Kirkus Reviews, Santander’daki eski cinayeti kurmacayla iç içe geçen karanlık bir vakayla öne çıkarıyor
Kirkus Reviews’un dikkat çektiği roman, 1988’de Santander’de öldürülen Sandra Ramirez’in çözülmemiş dosyasını 20 yıl sonra yeniden açıyor. Ramirez’in ölümünden önce yazdığı kısa öykünün, cesedinin bulunduğu yeri ürkütücü biçimde önceden işaret etmesi, hikâyeyi sıradan bir polisiyeden çıkarıp kurmaca ile şiddetin çarpıştığı bir gerilim alanına taşıyor.
Bir soğuk dosya, bir edebi yankı Kirkus Reviews’un aktardığı romana göre, İspanya’nın Santander kentinde 1988’de öldürülen 20 yaşındaki Sandra Ramirez’in dosyası, yıllar sonra yeniden açılıyor. Ancak bu kez olay yalnızca çözülememiş bir cinayet olarak değil, edebiyatla gerçek hayatın rahatsız edici biçimde birbirine değdiği bir gizem olarak sunuluyor. Ramirez’in öldürülmeden önce kaleme aldığı kısa öykü, vücudunun bulunduğu yeri neredeyse önceden tarif etmiş gibi görünüyor: Öyküde başıboş bir köpeğin eski bir meşenin altında ölmesi anlatılırken, Ramirez’in bedeni de daha sonra aynı ağacın altında bulunuyor.
Bu ayrıntı, vakaya yalnızca dramatik bir katman eklemekle kalmıyor; aynı zamanda cinayeti bir “önsezi” meselesine, tesadüf ile yazının ürkütücü kesişimine dönüştürüyor. Kirkus’un işaret ettiği gibi, burada mesele yalnızca kimin suçlu olduğu değil; bir yazarın kurgusunun, ölümünün koşullarıyla bu denli yakın bir biçimde çakışmasının ne anlama geldiği. Bu da romanın merkezine, suç edebiyatında sık görülen mantık oyunlarından farklı olarak, daha huzursuz edici bir soru yerleştiriyor: İnsan bazen kendi sonuna dair bir iz bırakabilir mi?